Siluet halindeki bir figür, yumuşak, sessiz tonlar ve doğal unsurlarla çevrili sakin, yansıtıcı bir kıyı şeridinde bir kayanın üzerinde duruyor.

Sadece sen yakınsın, Her Şey Uzakta Olduğunda

Su Kenarındaki Ceset

Pandemi döneminde su kenarında doğaya karşı yeniden keşfedilen yakınlık hissi.

Bu seri, seyahatlerin durması, stüdyoların kapanması ve insanlar arasındaki fiziksel yakınlığın kısıtlanmasıyla birlikte pandemi döneminde ortaya çıktı. Yıllardır gruplar halinde ve ortak alanlarda sürdürülen bu uygulama aniden sona erdi. Hayatın alışılmış rutinlerinde yaşanan bu kesinti, bedenin ihtiyaçlarına ve çevresiyle olan ilişkisine yeniden bakmanın yolunu açtı.

Başlık, Türk şair Oktay Rıfat’ın bir dizesinden alınmıştır: “Sen yakınken, uzakta kaldığında” (“Sadece sen, uzaktayken yakındasın”). Burada bir insan sesi doğaya sesleniyor. Pandeminin getirdiği ayrılık, modern yaşamda unutulmuş olan bir yakınlığı yeniden hissettiriyor. Bedenin kırılganlığı, doğaya ne kadar ihtiyaç duyduğumuzun ve doğa içindeki yerimizin farkına varmamızı sağlıyor.

Modern yaşamda doğa, genellikle gündelik hayatın dışında, insanların ziyaret edip ayrıldıkları bir yer olarak hayal edilir. Pandemi, bedenin kırılganlığı aracılığıyla bu ayrımı sorgulamaya açtı. Nefes almak, dokunmak ve diğer canlılarla aynı ortamı paylaşmak yeni bir anlam kazandı. İnsanlar kendilerini korumak için birbirlerinden uzaklaştıkça, hayatlarının doğayla ne kadar yakından bağlantılı olduğunu yeniden hissettiler. Bu seri, su kenarındaki bedenlerde bu farkındalığı arıyor.

Fotoğraflarda, kıyıda oturan, çömelmiş ya da kendi üzerine kıvrılmış bedenler görülüyor. Bazı karelerde figür, manzaranın küçük bir bölümünü kaplarken; diğerlerinde kadraj daha yakındır. Siyah-beyaz tonlar, cildin yüzeyini kum, taş, su ve bitki örtüsünün dokularıyla bir araya getiriyor. Her duruş, mekanla olan ilişkisi sayesinde anlam kazanıyor.

Kıyı, karanın ve suyun birleştiği ve birbirlerinin sınırlarını sürekli yeniden çizdiği yerdir. Burada beden, dokunduğu zemine, suyun hareketine ve açık havaya karşı duyarlıdır. Çıplaklığı, çevresine karşı açık olduğunu ve ona olan ihtiyacını görünür kılar. Dalga yakındır; su yakındır; toprak yakındır. Başlığın sözcükleri bu yakınlıktan doğar: bedenin ait olduğu dünyayı kabul etmek.

Bu dizi, şunlarla yakından ilgilidir: Ekoton, bedeni doğanın bir parçası olarak fotoğraflayan.